Web Sitesi Hakkında Temel Bilgiler

Bu günlerde online olmanın önemini çok iyi bildiğinize göre hemen başlayalım. “Dijital dünyaya geçmenin” en bilinen yolu bir web sitesi hazırlamaktır. Eskiden web siteleri kim, ne ve nerede sorularını cevaplamaktan fazla öteye gidemeyen birer online broşür niteliğindeydi. Günümüzdeki web siteleri ise bundan çok daha fazlasını yapabiliyor. Siteniz, tüketicilerin araştırma yapmasına, uzmanlarla sohbet etmesine, müşteri yorumlarını okumasına, video izlemesine, ürün satın almasına, sipariş takip etmesine ve çok daha fazlasını gerçekleştirmesine yardımcı olabilir. Bir web sitesine sahip olmanın size yarar sağlayacağına karar verirseniz, düşüneceğiniz temel nokta, işletme hedeflerinizi desteklemesi için sitenizin hangi somut işlevleri gerçekleştirmesi gerektiğidir. Tümüyle bunun ayrıntılarına ayırdığımız bu dersi yakında sizlere sunacağız. Ancak şimdilik, hedeflerinize doğrudan katkıda bulunmuyorsa günümüzün göz alıcı yeni teknolojileri hakkında endişelenmenize gerek yok. Elbette bir web sitesi olmadan da online ticaret yapılabilir. Örneğin, bir pastaneniz varsa web siteniz olsun ya da olmasın müşterilerin sizi bulabilmesini istersiniz. Geçen sefer canınız havuçlu kek çektiğinde ne yaptığınızı hatırlayın. Büyük bir olasılıkla "yakınımdaki pastaneler" gibi bir arama yaptınız ve seçenekleri gözden geçirdiniz. Arama sonucunda belki yerel bir pastanenin web sitesini gördünüz veya yerel işletme girişlerinde iyi bir seçenekle karşılaştınız. Bazı işletmeler dijital platformdaki varlıklarını oluşturmak için yerel işletme girişlerini kullanır. Bunun için de Google My Business ve Yandex Rehber gibi ürünlerden yararlanırlar. Bu tür dizinler işletmelere, açıklamalar, yorumlar, haritalar ve resimler gibi ayrıntılar yayınlama olanağı sağlar. Bu girişler genellikle ücretsizdir ve kullanıcılar arama yaptığında işletmenizin sonuç sayfalarında görüntülenmesini sağlamak için iyi bir yoldur. Yerel işletme girişlerinin yanı sıra, özellikle sizinki işletmelere yönelik yorum siteleri bulunabilir. Tüketiciler bu sitelerde görüş belirtebilir ve siz de bunları yanıtlayabilirsiniz. Övgü içeren yorumlar sayesinde rakiplerinize karşı avantaj sağlayabilirsiniz. Dijital varlığınızı oluştururken sosyal medyayı da kullanabilirsiniz. Dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler web sitelerine ek olarak - hatta bazen web siteleri yerine - Facebook, Twitter, Google+ sayfalarını kullanıyor. Müşterilere online ortamda ulaşmanın diğer bir yolu cep telefonları. Büyük olasılıkla cep telefonunuza uygulama veya oyun indirmişsinizdir. Bu uygulamaları kendiniz de oluşturabilir ve müşterilere sunabilirsiniz. Uygulamalar, müşterilerle bağlantı kurmak için mobil cihazların GPS, eşleştirme ve telefon gibi benzersiz özelliklerinden yararlanabilir. Bir müşteri uygulamanızı telefon veya tabletine yüklerse, mağazanıza yaklaştığında GPS sayesinde ona özel bir fırsat gönderebilirsiniz. Uygulamalar müşterilere anında sipariş verme olanağı bile sağlayabilir. Böylece müşteri mağazanıza geldiğinde sıra beklemeden siparişini teslim alabilir ve telefonunu kasadaki okuyucuya dokundurarak ödeme yapabilir. Mobil uygulamalar, mevcut ve sık uğrayan müşterileri tekrar gelmeye (ve belki havuçlu kekin yanında bedava kahve de içmeye) teşvik eden bağlılık araçları olarak sıklıkla kullanılmakta. Özetleyecek olursak: Web siteleri, yerel işletme dizinleri, sosyal medya ya da mobil uygulamalardan herhangi birini veya tümünü kullanıyor olabilirsiniz. Önemli olan, müşterilerin ne yapmasını istediğinize karar vermek, ardından bu hedeflere ulaştıran bir ortam hazırlamaktır. Bunlar hep birlikte dijital vitrininizi, diğer bir deyişle müşterilerle online etkileşim kurduğunuz alanı oluşturur. Tüm bu konuları ele alan derslerimiz var, ancak kısa bir süre için web sitelerine odaklanacağız: Web sitelerinin işleyiş şekli, uygun bir alan adı seçme ve kaydettirme, ayrıca işletmenizin hedeflerini desteklemek amacıyla, online ortamda yürütmeye karar verdiğiniz çalışmaları dijital ziyaretçileriniz için mümkün olduğunca kullanıcı dostu hale getirme yöntemleri gibi temel bilgiler edineceksiniz. Derslerimizi izlemeye devam ederseniz tüm bunları ve daha fazlasını öğrenebilirsiniz.
İlk olarak alan adınıza bakalım. Yani, kullanıcıların sizi bulmak için web tarayıcısına yazacakları ada. Alan adı seçerken, önce istediğiniz adın kullanılabilir olup olmadığını kontrol etmeniz gerekir. Örneğin, web'de yalnızca bir tane “Lezzetpastanesi.com” olabilir ve bir başkası daha önce almışsa bu adı kullanamazsınız. Peki, istediğiniz adın alınıp alınmadığını nasıl öğreneceksiniz? Bunun için “alan adı kayıt sitesi” araması yapmanız ve sonuçlardan birini tıklamanız yeterli. Gittiğiniz sitede, istediğiniz adın başka biri tarafından kullanılmakta olup olmadığını görmenizi sağlayan bir araç bulunacaktır. İstediğiniz ad kullanılıyorsa, araç size kullanabileceğiniz başka bir benzer ad önerebilir. İyi bir alan adı kolayca hatırlanabilir bir ad olmalı. Mümkün olduğu kadar kısa, alakalı ve yerinde bir ad saptayın. Farklı bir uzantı (sondaki kısa bölümün havalı adıdır) seçerek, istediğiniz adı farklı biçimlerde alabilirsiniz. “.com” veya “.com.tr” uzantılarını büyük olasılıkla biliyorsunuzdur. Ancak kullanıma açık veya daha uygun olan başka uzantılar da bulabilirsiniz. Örneğin, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar “.org” uzantısını kullanır. Diğer bir deyişle, “Lezzetpastanesi.com” alınmış, ancak “Lezzetpastanesi.net” hala kullanılabilir durumda olabilir. Pekala, ad işini hallettik. Şimdi, bir web sitesinde mutlaka bulunan diğer bazı bölümlere, örneğin "ana sayfa"ya bakalım. Ana sayfa, kullanıcıların alan adınızı yazıp web sitenize geldiklerinde gördükleri ilk sayfadır. Ana sayfa, insanları içeri davet ettiğiniz ve kendiniz hakkında bilgi verdiğiniz vitrininizdir. Ana sayfa ayrıca, "gezinme" olarak adlandırdığımız yöntemle ziyaretçileri web sitenizin diğer sayfalarına yönlendirir. Gezinme başlıkları sayfanın üst bölümünde ya da kenarında yer alabilir. Gezinme başlıklarının olduğu bu menü, ziyaretçilerin sitenin bir bölümünden diğerine gitmesini sağlar. Sitenizi nasıl düzenlediğiniz çok önemli. Sık ziyaret ettiğiniz web sitelerini aklınıza getirin. Onlar nasıl düzenlenmiş? Ardından, ne tür bir içerik sunmak istediğinize karar verin ve bu içeriği anlamlı bir düzene sokun. Birçok web sitesi oluşturma aracı, zaten bu işe başlarken size yardımcı olabilecek şablonlar sunmakta. Nereden kolayca başlayabilirsiniz? Çoğu web sitesinde gördüğünüz “Hakkında” ve “İletişim” gibi sayfalar iyi fikir olabilir. Web sitenizin İletişim sayfasına, adresinizi, telefon numaranızı, e-postanızı koyabilir ve yol tarifi veren bir harita bile ekleyebilirsiniz. Hakkında sayfası işletmenizin öyküsünü anlatabilir ve en iyi çalışmalarınızdan bazılarının fotoğraflarını sunabilir. Site düzenlemenin doğru veya yanlış bir yolu yok. Ancak kendinizi her zaman ziyaretçilerin yerine koymanız gerekir. Ziyaret çinin aradığı nedir? Web sitesinde ne yapmaya çalışıyor? Bu doğrultuda, ziyaretçinin ihtiyaç duyduğu, örneğin, pastanenin çalışma saatleri gibi bilgileri bulmasını veya online sipariş vermesini son derece kolaylaştıracak düzenlemeler yapmanız gerekebilir. Şimdi web sitenizin sayfalarında neler göreceğinize bakalım. İlk olarak, Hakkında ve İletişim başlıkları gibi başlıca gezinme işaretlerini fark edersiniz. Ziyaret çilerin istedikleri zaman istedikleri yere gidebilmeleri veya daha önce bulundukları yere dönebilmeleri için bu işaretler sitenizin her sayfasında bulunmalıdır. Elbette bunların yanı sıra sayfalarda kelimeler ve yazılar da olacak. Örneğin başlıklar, paragraflar, listeler. Ayrıca, resim ve videolar da kullanabilirsiniz. Yazı ve resimler, tıklandıklarında İnternet'teki diğer sayfalara bağlantı verecek şekilde de ayarlanabilir. “Köprü” olarak adlandırılan bu bağlantılar, sitenizde veya web'deki başka bir yerde bulunan diğer sayfalara giden kısayollardır. Birçok web sitesi ayrıca, müşterileri bir takım özelliklerle etkileşim kurmaya davet eder. Mesela soru göndermek için doldurulan formlar, mağazanızın adım adım yol tarifini veren haritalar veya ürün satın almak için kullanılan alışveriş sepetleri sayesinde müşteriler sitenizle etkileşim kurar. Web siteniz, yani dijital vitrininiz, müşterilerle bağlantı kurmanın mükemmel yoludur. Doğru alan adını seçmek, siteyi mantıklı bir biçimde düzenlemek, etkileyici özellikler eklemek, ziyaretçilerinizin tam olarak aradıkları şeyi bulmasına yardımcı olabilir.
müşterilerinizle ortak bir noktada buluşmayı, diğer bir deyişle, ziyaretçilerinizin istekleriyle işletmenizin ihtiyaçlarını web sitenizde nasıl denge içerisinde bir araya getirebileceğinizi ele alacağız. Hedeflerinizi gözden kaçırmadan bir müşteri gibi düşünmeyi ve web sitenizi buna uygun şekilde tasarlamayı ayrıntılı olarak açıklayacağız. Artık sitenizi tasarlamaya başlıyorsunuz. Bunu yaparken hedeflerinizi aklınızda bulundurun. Ancak ziyaretçilerinizin ne aradığını da hesaba katın. Kullanıcılar sitenizde ne yapmak istiyor - Siz ne yapmalarını istiyorsunuz. Bu ikisi arasındaki uyum, başarının sırrı. Bir örnek. Telefon numarasını bulmak için bir web sitesine gittiğiniz olmuştur. Belki bir soru sormak, belki de yol tarifi almak için mağazayı aramak istemiş olabilirsiniz. Numarayı kolayca bulabildiniz mi? İşletmenizin telefon numarasını sitenizin her sayfasına ve kolayca görülebilecek bir yere yerleştirin, hatta isterseniz vurgulayın. Ziyaret çileri sizi telefonla aramaya teşvik edecek, örneğin “hemen arayın” gibi bir metin de ekleyebilirsiniz. Ve ziyaretçilerin ilk durağı olabileceği için İletişim sayfanızın kolayca bulunabilmesini sağlayın. Sitenizi telefon veya tabletten ziyaret eden kişilere de tek dokunuşla size telefon etmek imkanı sunun. Şimdi pastanemize dönelim. Pastanenize daha fazla bölge sakininin gelmesini istiyorsunuz diyelim. Müşterileriniz ise canları taze simit çektiğinde sizi nasıl bulacaklarını bilmek istiyor. Web sitenize haritalı bir yol tarifi eklemek her iki tarafı da mutlu edebilir. Peki, ziyaretçiler web sitenizde başka ne gibi şeyler arıyor olabilir? Fiyatlar mı? Özel teklifler mi? İşinizin ustası olduğunuzu gösteren sertifikalar mı? Tüm bunları kolayca ulaşılabilir kılarak, işletmenizin hedeflerini ziyaretçilerinizin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmiş olursunuz. Ayrıca, ziyaretçilerinizin web sitenizde neler yaptığını analiz yoluyla nasıl ölçeceğinizi öğrenmek istiyorsanız bu konuyu işlediğimiz derslerimizi izleyin. Şimdi içerik, yani sayfalarınızda bulunan sözcükler hakkında konuşalım. Kullandığınız sözcükler bir pazarlama konuşmasının çok daha ötesine geçmelidir. Fazla teknik sözcüklerden ve ne kadar mükemmel olduğunuzu abartılı şekilde vurgulamaktan kaçınmalısınız. Bunun yerine, müşterilerinizin ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğinizi veya sorunlarını nasıl çözebileceğinizi açıklayın. Konuya ziyaretçilere yardımcı olmak için neler yapabileceğiniz çerçevesinden yaklaşırsanız, içeriğiniz daha ilgi çekici hale gelmekle kalmaz, insanlara daha fazla yardımcı da olur. Bunu başarabilmek için, özgüven sergileyen ama göz korkutucu olmayan bir ton kullanın. Müşteri kitleniz uzay mühendislerinden oluşmuyorsa her şeyi günlük dille açıklayın. Ziyaret çilerinizle bağ kurmanıza yardımcı olacak bir öykü anlatın. Birlikte çalıştığınız müşterilerin yazdığı referans yazıları veya videolar işe yarayacaktır. Ya da tüketicilerin ürün veya hizmetleriniz hakkında doğrudan sitenizde yorum yazmasına olanak tanıyabilirsiniz. Her saniyenin önemli olduğunu unutmayın. Ziyaret çiler web sitenizde uzun süre kalmayacak. Sayfalardaki sözcüklere belki hızla göz gezdirirler, belki onu bile yapmazlar. Ancak resimler, başlıklar ve anlaşılabilir bir gezinme düzeni ziyaretçilerin sitenizden ayrılmadan önce tam da aradıkları şeyi bulmalarına yardımcı olabilir. Web sitenizi tasarlayıp oluştururken işletmenizin hedeflerini ve ziyaretçilerinizin isteklerini göz önünde bulundurursanız, sitenin başarı şansı çok daha yüksek olur.
İşiniz sadece bir web sitesi kurmakla bitmiyor, web sitenizi beslemeniz ve trafik çekmeniz de gerekiyor. İçeriklerinizi dikkat çekici, güncel ve özgün olması gerekiyor. Bunu dışında belirli bir bütçe gerektiren teknik destekleri de sağlamalısınız. Arama motoru optimizasyonu, arama motoru pazarlaması ve Web sitesi "kullanılabilirliği" hakkındaki dersimize hoş geldiniz. Dijital dünyaya özgü bu ifade, ziyaretçilerin aradıkları şeyi bulmalarını ve istedikleri şeyi yapmalarını kolay hale getirmek anlamına geliyor. Basit ve sade bir gezinme menüsü sunma veya tutarlı bir sayfa düzeni oluşturmanın önemi gibi kullanılabilirliği iyileştirmenin en iyi yollarını gözden geçireceğiz. Yazıların sitenizi nasıl daha etkili hale getirebileceğine de değineceğiz. Kulağa hoş geliyor, değil mi? Öncelikle gezinme konusuna bakalım, yani ziyaretçilere sitenizde yol gösteren şeylere. İyi bir gezinme deneyimi sunmak, sitenizi ziyaretçiler için anlaşılır olacak şekilde düzenlemek demek. Gerçek dünyada bir pastane sahibiyseniz, ürünlerinizi nasıl gruplandırdığınızı bir düşünün. Pasta, kek gibi büyük ürünler bir yerde, poğaça, kurabiye gibi daha küçük ürünler başka yerde olabilir. Sitenizdekileri de aynen bu şekilde düzenleyebilir ve ana menüyü de ziyaretçilere hangi bölümde ne bulacaklarını gösterebilirsiniz. Tıpkı dükkanınızdaki tabelalar gibi. Tüm bunlara rağmen, siteniz herkes için son derece anlaşılır görünmeyebilir. İşte bu yüzden arama kutusu eklemek iyi bir fikir olabilir, özellikle de siteniz çok fazla sayfa veya ürün içeriyorsa. Arama kutusunu sitenizin her sayfasında aynı yerde duracak şekilde yerleştirmelisiniz. Böylelikle bulmak kolay olur ve acelesi olan ziyaretçiler de diledikleri şeyi hızlıca arayıp bulabilir. Gezinme konusuyla ilgili son bir not daha: Kullanıcılar web'de herhangi bir siteyi ziyaret ettiğinde, sitenin belirli bir işleyiş biçimine sahip olmasını bekler. Diyelim ki bir siteye göz atıyorsunuz ve ana sayfaya geri dönmek istiyorsunuz, ne yaparsınız? Logoyu tıklarsınız. Bu, ziyaretçilerin alışık olduğu ve web sitelerinin hemen hepsinde karşılaştığımız bir işlevdir. Dolayısıyla logonuzun her sayfada net bir şekilde göründüğünden ve tıklandığında ziyaretçileri ana sayfaya yönlendirdiğinden emin olmalısınız. Gezinme konusunda gezintimizi yaptık. Şimdi stilden ve sitenizin görünüşünden bahsedelim. Herkesin zevki farklı olsa da uyulması gereken bazı genel kurallar var. İlk olarak sayfa düzenini ele alalım. Sitenin tamamında yazı tipi, resim ve diğer tasarım öğeleri tutarlı olmalı. Renk konusuna gelince, dikkat çekmek amacıyla kalın yazı tipi kullanmak isteyebilirsiniz. Oysa çoğu kişi İnternet'te açık renkli arka planda koyu renkli metin okumaya alışkın. İçeriğinizi oluşturmak için çok çaba harcadınız, ama ziyaretçilerin içeriği okumaya çalışırken şaşı bakmak zorunda kalmayacağından emin olmalısınız. İçeriğin, sayfanın neresinde görüneceğinin de farkında olmanız gerekiyor. Önemli şeyleri görmek isteyen kullanıcıları sayfanın çok aşağılarına gitmek zorunda bırakmamalısınız. Sayfaları hızlıca gözden geçirmeleri ve sitenizde kalıp vakit harcamaya karar vermeleri için başlıklar ve madde işaretli listeler kullanabilirsiniz. Yazılarınızı hedef kitleniz için yazın. Teknik yönü güçlü bir topluluk mu? O halde teknik bir dil kullanmanızda sorun yok. Aksi durumda, sıradan insanlara hitaben yazın. Bir ipucu daha mı? Kullanıcıları sitenizi ziyaret ettikleri sırada işlem yapmaya teşvik edin. Bunu "harekete geçirici mesaj" dediğimiz şeyle yapabilirsiniz. Harekete geçirici mesajlar, sonraki aşamada kullanıcıların ne yapacaklarını anlamalarına yardımcı oluyor. Telefonla aramalarını mı istiyorsunuz? "Hemen Arayın" deyin. Mağazanızı ziyaret etmelerini mi umuyorsunuz? "Mağazamızın yol tarifini alın" diyerek onları yönlendirin. Ya da bir "Hemen satın alın!" mesajı ile alışveriş yapmaya teşvik edin. Pekâlâ, şimdi tekrar gözden geçirelim. Oluşturduğunuz web sitesinin kullanışlı olması için elinizden geleni yapın. Ziyaret çilerinize sitenizin sayfalarına ilişkin net bir rota çizin, baştan sona tutarlı bir tasarım belirleyin, içeriği onların dilinde yazın ve aradıkları deneyimi sunun.
İlk izlenim bir daha yakalanmayacak bir fırsat, değil mi?Bu İnternet için de geçerli. Bu ders, ziyaretçilerin uzaklaşmasına neden olabilecek genel hatalardan kaçınmanızda size yardımcı olabilir. Sayfaların hızlı yüklendiğinden nasıl emin olacağınız ve sitenizi nasıl mobil uyumlu hale getireceğinizin yanı sıra genel erişilebilirlik konusunu ve içerik kalitesini de ele alacağız. Öncelikle, hıza ihtiyacınız var. İnternet kullanıcıları sabırlı olmalarıyla ünlü değiller ve eğer sayfalarınızın yüklenmesi çok uzun sürüyorsa dönüp giderler. Sizin veya web sitenizi kuracak kişinin işleri hızlandırmak için yapabileceği birçok teknik şey var, doğru teknolojileri ve barındırma (hosting) çözümlerini seçmek gibi. Ancak bazı basit çözümler de yok değil. Sayfalarınızda resimlere yer verdiyseniz, en küçük boyutlu resimleri kullanın. Devasa büyüklükte, yüksek çözünürlüklü dosyalarıysa yalnızca küçük resim olarak gösterilecekse kullanın. Resimleri yeniden boyutlandırarak veya sıkıştırarak küçültebilen birçok yazılım var ve bu daha hızlı yüklenme süreleri anlamına geliyor. Tasarımınızı da sadeleştirin. Genel anlamda, ziyaretçilerinizin kullandığı tarayıcılar tarafından indirilen veya yeniden kullanılan şeyleri ne kadar sınırlandırırsanız sayfalar o kadar hızlı yüklenecektir. Çoğu sayfada aynı arka plan resmini kullanın ve sitenizi kuran kişiye kod ve komut dosyaları konusunda idareli davranmasını söyleyin. Bu kişinin nasıl bir iş çıkardığını sınamak istiyorsanız, kablosuz bağlantı yerine veri bağlantısı kullanarak siteyi telefon veya tabletinizden açmayı deneyin. Ardından, web sitenizin bir mobil cihazda kolayca kullanılabildiğinden emin olun. Web'de gezinirken birincil cihaz olarak akıllı telefonlarını kullananların sayısı gün geçtikçe artıyor. Sitenizin bu cihazlarda kullanımı kolay değilse potansiyel müşterileri kaybedersiniz. Mobil uyumlu bir web sitesine sahip olmanın en kolay yolu, kurulumun en başından itibaren, kullanılan ekran türünü otomatik olarak tespit edip siteyi buna göre görüntüleyen "duyarlı tasarım" yaklaşımını benimsemek olabilir. Dik tutulan akıllı telefonda metin ve fotoğrafların dik yönde görünmesi gibi şeyler bu tasarım sayesinde gerçekleşir. Sitenizin mobil uyumlu olup olmadığına dair fikir edinmek isterseniz, Google'ın Mobil Uyumluluk Testi aracını deneyin. Dokunmatik ekranlara özgü olan kaydırma veya dokunma gibi eklemleri aklınızdan çıkarmayın. Web sitenizdeki öğelerin bu tür "temaslara" uygun biçimde tepki verdiğinden emin olun. Yaygın olarak bilinen simgeler kullanmak ve içeriği anlamlı ve düzenli hale getirmek, daha küçük ekran kullanan ziyaretçilere aradıkları şeyi bulmalarında kolaylık sağlar. Bunun yanında, adres ve telefon numaranız da kolay bulunur olmalı. Çoğu cihaz, koşuşturma halindeki ziyaretçilerin işini kolaylaştıran GPS ve harita özellikleriyle donatılmıştır. Ve elbette unutmamalısınız ki kullanıcılar web sitenizi mobil cihazdan ziyaret ettiklerinde sizi telefonla kolayca arayabilmeliler. İnsanların sitenizi Chrome veya Firefox gibi farklı tarayıcılarda veya Windows ya da Mac gibi farklı platformlarda görüntüleyeceğini de unutmamanız gerek. Olabildiğince çok bilgisayar, cihaz ve tarayıcıda deneme yapın. Siteniz hepsinde düzgün görünüyor mu? Eklenti indirme istemi alıyor musunuz? Bu, ziyaretçileri sitenizden kaçıracak bir adımdır. Son olarak, unutmayın ki web siteniz yalnızca satışa yönelik değil, çözüm sunmaya da yönelik olmalıdır. Kendi sitenizi ziyaret eden bir kullanıcı olduğunuzu varsayın. Kendinize "Neden buradayım?", "Ne yapmaya çalışıyorum?", "Çözmeye çalıştığım sorun ne?" diye sorun. Örneğin özel pastalar yapan bir pastaneniz varsa sitenizi ziyaret eden biri muhtemelen özel bir pasta istiyordur. Pastaları nasıl süslediğiniz, nerelerden ilham aldığınız hakkında bir yazı yazabilirsiniz. Hatta gerçek bir müşterinize ait birkaç söz ve fotoğraf eklemek daha da iyi bir fikir olabilir. Birçok web sitesine çelme takan bu gibi bazı genel hatalardan kaçınmak için, ziyaretçilerin kullandığı cihaz ve tarayıcının ne olduğuna bakmaksızın sayfaların hızlı yüklendiğinden, düzgün göründüğünden ve uygun tepki verdiğinden emin olun. Ayrıca, içeriğinizi oluştururken müşterilerinizi aklınızdan çıkarmayın. Web sitenizde ihtiyaçlarına yanıt bulduklarında müşteri kazanma ihtimalinizi de en üst düzeye çıkarırsınız.

Arama Ağı Hakkında (Arama Motoru)

Peki, arama motorlarının çıkış noktası nedir? En eski arama motorlarından biri, 1990 yılında çıkarılan ve dosya adlarına -temelde web sitesi adlarına- erişim imkânı sunan Archie adlı bir programdı. Ancak, Archie'den sayfalarda ne olduğunu öğrenemiyorduk. Aradan geçen birkaç on yıllık sürede Google, Bing, Yahoo!, Yandex gibi arama motorları büyük mesafe kat etti. Bu arama motorları, inanılmaz derecede gelişmiş bilgisayar programları kullanarak muazzam sayıda web sayfası içinden ayıklama yapar. Çoğu arama motoru temelde aynı işleyiş biçimine sahiptir. Bir şey bulmak isteyen kullanıcı, arama sorgusu denen bir sözcük veya sözcük öbeği yazar. Ardından arama motoru, sorguyu web sayfalarından oluşan kataloğuyla karşılaştırır ve aramayı yapan kişiye göstermek üzere en iyi eşleşmeleri çıkarır. Ve bunlar da arama sonuçları sayfasında görüntülenir. Amaçları, aramayı yapan kişiler için mümkün olan en alakalı sonuç listesini oluşturmaktır. Sonuçlar sayfası web sitesi bağlantıları barındırsa da yerel işletme listeleri, satılık eşyalar, reklamlar, görseller, haritalar, videolar ve daha pek çok başka şeye rastlayabilirsiniz. Peki bu sizi ne açıdan ilgilendiriyor? Diyelim ki Alaçatı'da bir kahve dükkânınız var. Biri, kahve dükkânı Alaçatı diye arama yaptığında -yani sizi aradığında- işte bu, arama sonuçları sayfasında görünmeniz için mükemmel fırsattır. Aynı şekilde, klima üniteleri onarımı yapan bir teknisyenseniz veya akşam yemeğine paket servis çıkarmaya hazır bir yerel lokantanız varsa, insanlar ilgili sözcük veya sözcük öbeklerini arattığında karşılarına çıkmayı arzu edersiniz. Peki neden? Çünkü arama motoruna girilen sözcükler, aramayı yapan kişinin, ürün ve hizmetlerinize tam da o anda ilgi duyduğunu belirtir. Şimdi neden arama ağı gibi harika bir yerde bulunmanız gerektiğini anladınız mı? Sizi zaten aramakta olan insanları hedeflemenin bir yolu bu. Tüm bunlar lafta kalıyor sanmayın. Çoğu pazarlamacı, arama ağının dijital pazarlama stratejileri için vazgeçilmez olduğunu ve bunun sayılarla desteklendiğini söyleyecektir. Peki bu, diğer dijital reklamcılık yöntemlerini göz ardı etmeniz gerektiği anlamına mı geliyor? Tabii ki hayır! İşletmenizi tanıtmak için yaptığınız planda sosyal medya, e-posta ile pazarlama ve görüntülü reklamcılık gibi çok farklı yöntemlere yer verebilirsiniz ve vermelisiniz de. Fakat ürün ve hizmetlerinizi İnternet'te tanıtmak isteyen bir işletmeyseniz arama ağında yer almak, kazandırma şansı oldukça yüksek bir yatırımdır.
Arama motorlarının işleyişini ele alacağımız videoya hoş geldiniz. Arama motorlarının web sayfalarını nasıl bulduğunu, bulduğu sayfalarla ne yaptığı ve hangi sonuçları nasıl göstermeye karar verdiğinden bahsedeceğiz. En yakın kahve dükkânını bulmak için arama motoru kullandığınızda muhtemelen arama motoru teknolojisinin nasıl çalıştığını aklınızdan geçirmiyorsunuzdur. Ancak arada merak ettiğiniz olmuştur. Sayfada gördüğünüz sonuçları bir arama motoru koca İnternet'ten nasıl öyle çabucak seçip çıkardı? Her arama motorunun kendi yazılım programı olsa da çalışma biçimleri oldukça benzerdir. Hepsi üç görev gerçekleştirir. İlkinde, öğrendiği ve görmeye izni olan içeriği inceler (buna taramak denir). İkincisinde, her bir içerik parçasını kategorize eder (buna dizine eklemek denir). Ve üçüncüsünde, arama yapan kişi için en yararlı içeriğin hangisi olduğuna karar verir (buna sıralama denir). Bunların nasıl işlediğine daha yakından bakalım. Arama motorları İnternet'i "tarayıp" web sayfaları, görseller ve videolar gibi içerikler keşfeder. Tüm arama motorları sayfalara erişmek için "tarayıcı", "örümcek" ve robot sözcüğünün kısaltması olan "bot" adında bilgisayar programları kullanır. Botlar başka sayfalara yönlendiren bağlantıları takip ederek bir sayfadan diğerine atlar. Bu botlar durmak nedir bilmez, tek amaçları sürekli sayfa ziyaret edip dizine eklemek için yeni bağlantı ve içerik aramaktır. Dizine ekleme, sürecin ikinci bölümüdür. Dizin, botlar tarafından bulunan web sayfaları ve içeriklerin tamamını kapsayan muazzam bir listeden oluşur. Arama motoru, arama sonuçları sayfalarında görüntülenen bilgilerin kaynağı olarak bu dizinden faydalanır. Ancak, botların bulduğu her şey arama motorunun dizininde yer edinemez. Örneğin arama motorları tek bir içeriğin farklı web sitelerinde yer alan birçok kopyasını bulabilir. Peki bu nasıl mümkün oluyor? Şöyle, bir kahve dükkânı yerine kahve makinesi aradığınızı hayal edin. Birinci sınıf KralKahve2010 ürün tanımının, çoğu büyük satıcının web sitesinde kelimesi kelimesine aynı olduğunu fark edebilirsiniz. Bu tanım üretici tarafından yapılmış olabilir ancak arama motoru, dizinde hangi versiyonu saklayacağına dair bir karar vermek zorundadır. Yüzlerce kopya bulundurmaya gerek olmadığından her sayfanın eklenmesi de olası değildir. Dolayısıyla kahve makinesi sattığınız bir web siteniz varsa KralKahve2010 için özgün bir tanım yazmanız daha faydalı olur. Mantıklı geliyor mu? Tarama ve dizine ekleme süreçlerinin üzerinden geçtiğimize göre, geriye sıralama kalıyor. Bir arama sorgusu girdiğinizde motor, kullandığınız sözcük ve sözcük öbeklerini diziniyle karşılaştırarak eşleşen sonuçlar elde etmeye çalışır. Örneğin arama motorunun 230 milyon eşleşen sonuç bulduğunu varsayalım. Şimdi sıra, arama motorunun son görevi olan sıralama işleminde. Arama motorlarının sayfaları sıralama yöntemi çok gizlidir, bu işlem onların adeta özel soslarıdır. Arama motorları sıralamayı belirlemek için sayfadaki sözcükler, sayfaya bağlanan diğer web sitelerinin sayısı ve içeriğin yeniliği gibi yüzlerce farklı unsura başvurur. Ancak sıralamayı belirlemek için kullandıkları formül ne olursa olsun amaç değişmez: Arama yapan kişi ile aradığı şey arasında bağlantı kurmak. Peki şimdiye dek neler öğrendik? Arama motorları içerik bulmak, bunları düzenlemek ve arama yapan kişilere en alakalı sonuçları göstermek için web'i didik didik arar. Bu süreci kavramanı, web sitenizi en iyi hale getirmenize yardımcı olur.
Arama motorlarının bir web sayfasında bulunan şeyleri nasıl anladığını ve web sayfasındaki hangi bölümün arama motorları için ne işe yaradığını ele alacağız. Ayrıca arama motorlarının sizin web sayfalarınızı nasıl görmesini sağlayabileceğine değineceğiz. Basitçe açıklamak gerekirse arama motoruna bir şey bulması için soru sorduğunuzda, motor "dizin" adı verilen ve muazzam sayıda sayfadan oluşan bir listeye göz atar ve aradığınız şeye göre alakalı sonuçları çıkarır. Bu sayfalar, ancak arama motoru onların neyle ilgili olduğunu belirledikten sonra "dizine" girmeyi başarır. Bu sayede, sayfayı diğerlerinin arasında tam olarak doğru yere dosyalayıp, içeriğiyle alakalı bir sonraki aramada bulabilir. Arama motorunun bir sayfanın neyle ilgili olduğuna "nasıl" karar verdiğini anlayarak, kendi sayfalarınızı "optimize edip" tıpkı sizinki gibi web siteleri arayan insanların arama sonuçlarında sizi görmesini sağlayabilirsiniz. Diyelim ki bir kahve dükkânınız ve bir web siteniz var. Sitedeki bir sayfaya baktığınızda bunu görürsünüz. Ancak aynı sayfaya bir arama motoru baktığında, ekranda sizin gördüğünüz şeyin yanı sıra ardındaki HTML denen kodu da görür. Bu kodun belli kısımları sayesinde, arama motoru, web sayfasının neyle ilgili olduğunu anlar. Ve hangi kısımların önemli olduğunun farkında olmak, sitenizi optimize ederken çok faydalı olur. İlk olarak, sayfa başlığının kodda nasıl yer aldığına bakalım. Bu örnekte, üst kısımdaki sekmede yer alan başlığı görebilirsiniz: "Alaçatı Kahve Dükkânı." Arama motoru, başlık etiketi adlı bir kod parçasına iliştirilmiş başlığı görür. Bu şöyle görünür: Çoğu web sitesi, tüm HTML kodunu sizin yerinize yöneten araçlar sayesinde düzenlenebilir. Buna içerik yönetim sistemi veya İYS denir. Web sitenizde değişiklik yapmak için İYS kullandığınızda muhtemelen bu başlığı eklemeniz için bir yer de mevcuttur. Sayfa başlığınızın içeriği doğru tarif ettiğinden emin olarak arama motoruna sayfanızı uygun şekilde dizine eklemesi için yardımcı olabilirsiniz. Bu sayede sayfanız alakalı aramalarda görünebilir. Bir sonraki aşamada sayfanızdaki yazıları, metni ele almalısınız. Sayfanızı kimin ziyaret etmesini istediğinizi, ürün ve hizmetlerinizi tanımlarken hangi sözcükleri kullandığını düşünün. Adil ticaret sertifikalı kahveden mi söz ediyorlar? Macchiato yerine kapuçino terimini mi kullanıyorlar? Bunlar muhtemelen arama yaparken de kullandıkları terimlerdir. İçeriğinizi yazarken müşterilerinin dilinden konuşmaya çalışın. Çünkü bu sayede, arama yaptıklarında sayfanızı bulmalarını sağlayabilirsiniz. Son olarak, sayfalarınızdaki resimlerden bahsedelim. Kahve ürünlerinin ağız sulandıran fotoğraflarını arama motorları ne yazık ki bizim gördüğümüz gibi görmez. Gördükleri şey ardındaki koddur. Arama motorlarının resimleri tanımlaması için tanımlayıcı birer ad verin. Örneğin "resim.jpg" arama motorları için çok iyi bir dosya adı değildir. Buzlu-naneli-moka.jpg gibi resimdekini tam anlamıyla açıklayan bir ad gayet uygundur. Resminizin koduna alternatif metin ekleyerek işi bir adım daha ileri taşıyabilirsiniz. "Alt etiketi" olarak bilinen ve resmi tanımlayan bu ifade, resim görüntülemeyen web tarayıcısı kullanan veya web sayfalarındaki içerikleri dinlemek amacıyla yazılım kullanan görme bozukluğu olan insanlar için kullanışlıdır. HTML 'de ALT etiketi şöyle gözükür: src="http://www.örnek..com/buzlu-naneli-moka.jpg" alt=”Buzlu Naneli Moka”> Web sitenizi güncellemek için bir içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, muhtemelen orada da Alt etiketi yerleştirebileceğiniz bir yer vardır. Şunu unutmayın: Sitenizin her sayfası için açıklayıcı, benzersiz başlıklar kullanın. Müşterileriniz için yazın, ama arama motorlarının sayfanızın neyle ilgili olduğunu anlamasına yardımcı olacak sözcüklere yer vermeyi de unutmayın. Resim dosyalarını tanımlayıcı sözcüklerle adlandırmayı ve alternatif metin eklemeyi aklınızdan çıkarmayın. Tüm bu ipuçları bir araya geldiğinde arama motorları, sayfalarınızı anlayıp önemli kullanıcıların, yani potansiyel müşterilerinizin önüne getirebilir.
Organik arama dünyasına girmeye hazır mısınız? Bu videoda organik -yani ücretsiz- sonuçlardan bahsedeceğiz. Arama motoru optimizasyonunun ne anlama geldiğini öğreneceğiz. Ve iyi web sitesi içeriğinin organik arama sonuçlarını nasıl iyi yönde etkilediğini keşfedeceğiz. Peki, haydi başlayalım. Kahve dükkânı örneğine dönüp ailenizden kalan eski bir tarifle mozaik pasta satmaya başladığınızı hayal edin. Bulunduğunuz şehirde bu lezzeti tatmak isteyecek başka insanlar da kesin vardır. Birileri şu an bile buna yönelik arama yapıyor olabilir. Peki, bu insanların sizi bulmalarını nasıl sağlarsınız? Biri arama motorunu kullanarak bir şey aradığında gördüğü sonuç sayfası organik -yani ücretsiz- sonuçlardan oluşan bir liste içerir. Organik sonuçlar genellikle sayfanın ortasında görünür. Bunlar, arama motorunun arama sorgusuyla veya yazılan sözcüklerle en iyi eşleştiğine karar verdiği sonuçlardır. Sonuçlar sayfasında reklamlar, yani ücretli sonuçlar da görüntülenir. Ancak bunlar reklamlar olarak etiketlenip ayrı gösterilir. Organik sonuçlar ve reklamlar aynı sayfada çıkmasına rağmen arada büyük bir fark vardır: Organik sonuçlarda görünmenin maliyeti yoktur. Web siteleri ücret ödeyerek burada görünmez, görünemez de. Peki web sitenizin ücretsiz sayfalarda çıkma şansını nasıl artırırsınız? Bu tamamen nitelikle, kaliteyle alakalı. Şöyle düşünün. Arama motorunun birincil hedefi insanların aradığı şeyi bulmalarına yardımcı olmaktır. İnsanların aradığı şeyin web siteniz olduğuna arama motorunun karar vermesine yardımcı olabiliyorsanız doğru yoldasınız demektir. Organik sonuçlarda çıkması için web sitenizde iyileştirme yapmak, arama motoru optimizasyonu veya SEO olarak adlandırılır. İyi bir SEO , arama motorunun sitenizi bulmasına ve anlamasına yardımcı olmak anlamına gelir. Peki arama motorları neleri sever? İyi ve alakalı içerikleri. Kahve dükkânınızın potansiyel müşterilerinin tam olarak neyi arıyor olabileceklerini düşünün. Mozaik pasta istiyorlarsa bu sözcükleri aratabilirler. Ancak bu oldukça kötü bir aramadır ve arama yapan kişinin tarif veya resim aradığı anlamına da gelebilir. Buradan anladığımız şu ki bulunduğunuz şehirdeki ev yapımı mozaik pastalara yönelik yapılan aramalarda gözükmeye odaklanmanız sizin için muhtemelen daha yararlıdır. Dolayısıyla odak noktanız "nasıl"ı ve nerede"yi vurgulayan, alakalı, özgün içerikler ortaya koymak olabilir. Yani, tüm mozaik pastaların dükkânınızda sıfırdan yapıldığını, pastane bölümünden alınabileceğini ve belli bölgelere gönderebileceğini belirtebilirsiniz. Bu sayede, web sitenizin "mozaik pastacı" aramalarında veya "Alaçatı’nın en iyi mozaik pastası" ya da "al-götür mozaik pasta" gibi benzer aramalarda çıkması sağlanır. İşte organik arama sonuçları bundan ibaret. Arama sonuçlarında gözükmek, müşterilerin sizi bulması için harika bir yöntem, üstelik hiçbir maliyeti yok. Tek yapmanız gereken içeriğinizin insanların aradığı şeyle alakalı olması, böylelikle tıklayıp ziyaretinize gelirler. Sırada tamamen bununla ilgili bir dersimiz var, bizimle kalın.
Merhaba arama motorlarında reklam yapmayla ilgili daha fazla bilgi edinmeye hazır mısınız? Arama motorlarında reklam yapmanın işleyişine değineceğiz—buna SEM veya arama motoru pazarlaması diyoruz. Neden bu kadar etkili olduğunu ve işletmelerin reklamlarını göstermek için nasıl rekabet ettiğini açıklayacağız. Alaçatı'da yaşadığınızı düşünün. Dışarıdaki işleri yapmak için çıkmışsınız ve bir fincan kahveye çok ihtiyacınız var. Cep telefonunuzu çıkarıp Alaçatı kahve dükkanını aratıyorsunuz. Şimdi değerlendireceğiniz bir sayfa dolusu seçeneğiniz var. Sayfanın her bölümünde, haritada, reklamlarda, arama sonuçlarında seçenekler sunuluyor. Bu kadar çok seçenek olacağını kim bilebilirdi? Bu sonuçların bazıları arama motorunun organik formülü ile seçilir. Bu sayfalar, bu arama için arama motorunun bulabildiği en alakalı web sayfalarıdır. Diğer bölümler reklamlardır. Reklamları, basılı bir derginin reklamlarıyla kıyaslarsanız büyük bir farklılık görebilirsiniz - her reklam kahve dükkanı reklamıdır. Alakasız şeylerin reklamlarını görmezsiniz ve ilginçtir ki reklamlar organik sonuçlara oldukça benzer görünür. Bu özellikle böyle tasarlanır ve ücretli arama reklamcılığını böylesine etkili kılan şey de budur. Bir arama motorunun en önemli işi insanlara aradıkları sonuçları göstermektir ve bu iş reklamlara da uzanır. Gördüğünüz reklamlar, arama sonuçları sayfasını tamamlar ve asıl hedefleri arama yapan kişinin aradığı şeyi bulmasına yardımcı olmaktır. Peki arama motoru reklamcılığı tam olarak nasıl işler? Birkaç farklı model vardır. Popüler seçeneklerden birine, arama motoru sonuç sayfalarında gördüğünüz metin reklamlara göz atalım. Bir kişi her arama yaptığında, reklamverenler reklam görüntüleme fırsatı için rekabet eder. Bu, saniyeler içinde gerçekleşir ve arayan kişi ayrıntılardan habersiz sadece kazananları, yani sayfadaki reklamları görür. Peki arama motorları kimin kazandığına nasıl karar veriyor? Temel bileşenler, teklif ve kalitedir. Teklif, reklamverenin reklama bir tıklama için ödemek istediği maksimum tutardır. Bir kimse reklama tıklarsa reklamverenden teklife eşdeğer ya da bazen tekliften daha düşük miktarda bir tutar tahsil edilir. Yani bir reklamveren bir anahtar kelime için 2 lira teklif ederse tek bir reklam tıklaması için en fazla bu kadar ödeme yapacaktır. Eğer reklam sayfada gösterilir ama reklama kimse tıklamazsa reklamverene herhangi bir ücret yansımaz. İdeal olarak teklifler işletmenin anahtar kelimelerinin değerine karşılık gelmelidir. Ama tutar her reklamverenin kararına kalmıştır. Bazı reklamverenler bir anahtar kelime için 50 kuruş ödemek isterken diğeri 10 lira ödemek isteyebilir. Teklif ortalamaları sektöre ve anahtar kelimeye göre farklılık gösterir. Tekliflerin önemli olduğu kadar kalite de önemlidir. İhaleyi kazanmak her zaman en yüksek teklife sahip olmakla olmaz. Arama motorları, aramayla yakından ilgili olan reklam ve anahtar kelimeleri ödüllendirirler. Hatta alakalı reklamların, daha düşük teklifle bile arama sonuçları sayfasında daha yüksek yerleri “kazanması” olasıdır. Bazı durumlarda bir teklif ne kadar yüksek olursa olsun eğer alakasızsa arama motoru onu göstermez. Özetlemek gerekirse, ücretli reklamlar, arama motoru sonuçları sayfalarında ürün ve hizmetlerinizi tanıtmak için farklı bir yol sunar. İyi yapılandırılmış bir arama reklamı kampanyasıyla müşterilere tam da sizin sunduğunuz hizmeti aradıkları anda ulaştırabilirsiniz.
Web sitenize daha fazla trafik çekmek için harika bir araç ister misiniz? O halde bu videoyu izlemelisiniz. Search Console adlı ücretsiz bir Google hizmetinden söz edeceğiz. Ve bu hizmetin size nasıl yardımcı olabileceğini ve onu nasıl kullanacağınızı göstereceğiz. Peki Google Search Console tam olarak nedir? Web sitenizin Google arama sonuçlarında nasıl performans gösterdiği konusunda size geri bildirim sağlayan bir hizmettir. İki temel işlevi vardır. Google Arama sonuçlarında performansınızı izler. Ayrıca Google'ın sitenizi nasıl “gördüğünü” size gösterir. Diyelim ki bir kahve dükkanınız var ve web sitenizin biraz güncellenmeye ihtiyacı var. Bunlardan biri “Arama Analizi” raporlarıdır. Bu, hangi aramaların sitenize insan getirdiği gibi bazı önemli sorulara yanıt bulmanıza yardımcı olabilir. Veya arayanlarınız bağlantılarınıza tıkladığında sizi bilgilendirebilir. Hatta hangi sitelerin size bağlantı verdiğini bile söyleyebilir. Neden önemlidir? “Arama Analizi” raporu, insanları sitenize getiren, en yaygın aramalar dahil pek çok şey gösterir. İdeal olarak işletmenizle ilgili şunun gibi kelime ve tümceler görürsünüz: Kahve dükkanı Alaçatı, yakınımdaki Kahve yerleri, Alaçatı yakınlarındaki Pastaneler ya da yakınımdaki iyi kahveciler. Raporu inceleyip alakasız veya ilgisiz kelime veya tümceler görürseniz bu, web sitenizdeki metinlerle biraz ilgilenmeniz gerektiği anlamına gelir. Bakılması gereken bir başka nokta da tıklama sayısıdır. Sitenizin ne sıklıkla göründüğünü ama tıklama almadığını bilmelisiniz. Bu, içeriğinizin insanların aradığı şeyle uyuşmadığının bir göstergesidir. “Sitenize verilen bağlantılar” raporu sitenize bağlantı veren web sitelerini gösterir. Bunları “referanslar” olarak düşünün. Liste, kahveyle ilgili web sitelerini içermelidir. Gitgide daha çok insan İnternet'e erişmek için telefon, tablet gibi mobil cihaz kullanıyor. Bu yüzden Google Search Console'dayken aynı zamanda “Mobil Kullanılabilirlik Raporu”na da göz atmalısınız. Bu rapor, sitenizde cep telefonlarında iyi görüntülenemeyen sayfaları gösterir. Siz de insanların cepten arama yaptıklarındaki web sitesi performansınızı iyileştirmek için bunları düzeltebilirsiniz. Search Console'un bilinmesi gereken iki çok faydalı özelliği daha var: “Tarama” raporları ve “Google Dizin” raporları. “Tarama” raporları sayesinde Google'ın web sayfalarınızı ziyaret edip edemediğini görürsünüz. Bu önemlidir çünkü Google web sayfalarınıza erişemiyorsa içeriğiniz Google’ın arama sonuçlarına dahil edilemez. “Google Dizin” raporları Google'ın sayfalarınızla ilgili hangi bilgileri kaydettiğini gösterir ve sayfalarınızın erişilebilir olup olmadığını size söyler. Search Console'a başlangıç yapmak kolaydır. www.google.com/webmasters adresine gidin. Oturum açtıktan sonra web sitenizi ekleyin ve web sitesinin sahibi olduğunuzu kanıtlayan doğrulama işlemini tamamlayın. Artık Search Console siteniz için ücretsiz raporlar oluşturmaya başlayabilir! İşe yarar bilgiler görmeniz birkaç gün sürebilir çünkü sistemin verileri toplayıp işlemesi gerekir. "Henüz veri yok" mesajı görürseniz daha sonra tekrar bakın. Siteniz artık Google Search Console'da kurulduğuna göre Google'daki varlığınızı nasıl iyileştireceğinizi anlamak için raporları kullanabilirsiniz. Raporları kullanarak Google'ın web sayfalarınızı daha iyi anlamasına yardımcı olacak değişiklikler yapabilirsiniz ve sonuç olarak web sitenizin daha iyi performans göstermesini sağlayabilirsiniz.

Dijital Tasarım ve Pazarlama

Dijital tasarım kavramı dijital mecrada yapılan her türlü tasarımları kapsamaktadır. Fakat dijital tasarımlardan bahsetmeden önce dijital mecradan bahsetmek daha doğru olacaktır. Dijital, çeşitli verilerin elektronik ortamlarda bulunması ve gösterilmesidir. Dijital ortamların hayatımızda yer etmesi ile birlikte bu dijital ortamlar birer mecra olarak kullanılmaya başlamıştır. İnternet ve dijital ortam artık eski pasajlar gibi birçok işimizi halledebildiğimiz alanlar haline gelmiştir. Mesajlaşabilir, haber okuyabilir, dizi film izleyebilir, alışveriş yapabilir hatta para kazanabilirsiniz. İnternet bu denli olun insanlarda internette çok fazla vakit geçirmeye başlamıştır. İnsanların çok vakit geçirdiği ve dikkatlerini çekebilecek bir ortam oluşması ile o ortamın reklam mecrası olması kaçınılmazdır. Sosyal medya ve web siteleri çok etkili ve kullanıcıların dikkatini çeken reklam mecralarıdır. Dijital mecra için tasarlanan tüm tasarımlar da ‘Dijital Tasarım’ olarak adlandırılmaktadır. Peki dijital mecra reklamları nelerdir? Hangi dijital mecralar için dijital tasarımlar yapılmaktadır? Dijital Tasarım ve dijital mecra denince akla ilk web siteleri ve web tasarım gelmektedir. Firmalar oluşturdukları web siteleri ile kendi reklam mecralarını yaratabilmektedir. Web sitesi tamamen size aittir ve firmanız ya da ürünleriniz ile ilgili istediğiniz detayı paylaşabilirsiniz. Web sitesi sayesinde size ulaşmak isteyen tüketiciler rahatlıkla ulaşabilir. Web siteniz için yapacağınız SEO çalışmaları ve tasarımları ile web sitenizi aramalarda üst sıralara çıkartarak tüketiciler web sitenize ulaşmasını da sağlayabilirsiniz. Ayrıca çeşitli blog, haber gibi web sitelerine banner reklamları verilebilmektedir. Web siteleri bu yönüyle de bir dijital reklam mecrasıdır. Sosyal medya da dijital mecrada kullanılan reklam mecralarından biridir. Sosyal medya içerikler ve tasarımlar ile doğru kullanıldığında firmaya başarı sağlamaktadır. Fakat sosyal medya yönetimi eğitim ve bilgi gerektiren bir konudur. Dijital pazarlama uzmanları ya da sosyal medya uzmanları tarafından profesyonel bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Türkiye de ve dünyada bulunan milyonlarca internet kullanıcı her saniye dijital tasarımlara ve dijital mecralardaki reklamlar ile buluşmaktadır ve markalara internet sayesinde ulaşabilmektedir. Sizde firmanız için dijital tasarım hizmeti almak istiyorsanız Digitexa en doğru adres. Dijital tasarım ve diğer hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için web sitemizdeki iletişim bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.
Grafik tasarım; billboard, televizyon reklamları, afişler, kataloglar, kitap ve albüm kapakları, tablolar, metin içi görseller, gazete görselleri, davetiyeler, kartivizitler, dijital baskılar, web tasarımı görselleri gibi birçok görseli tasarlarmaya yarayan bir sanat dalıdır. Grafikerler; reklam ajanslarında, grafik tasarım stüdyolarında, matbaa ve gazetelerde, etiket baskı yerlerinde, serigrafçılarda, film ve renk ayrımı atölyelerinde, reklam ve tasarım departmanı olan şirketlerde, web sayfası tasarımı yapan firmalarda ve freelance olarak çalışabilirler. Grafik tasarımcılar; görsel ve dijital sektöründe tamamında çalışabilirler. Ayrıca art direktör olabilir ve reklam ajanslarında kreatif işler yapabilirler. Sosyal medya mecralarında çalışabilir, filmler için storyboard’lar çizebilir ve 2D ya da 3D modelleme yaparak oyun sektöründe çalışabilir, animasyon yapabilirler.
Grafik tasarımı eğitimi alan kişiler görüldüğü gibi çok geniş bir yelpazede iş bulma imkanına sahiptir. Genellikle grafik tasarımcılar reklam sektöründe iş bulabilirler. Gazete, dergi, internet ortamlarında etkili mesajları iletmek için, web tasarımı ve logo tasarımı yapmak için, etkili görsel reklamlar oluşturmak için grafik tasarımcılara ihtiyaç duyulur. Grafik tasarımcılar günümüzde ajanslarda da çalışabilmektedir. Ajansların istemiş olduğu tasarım hizmetleri grafikerler tarafından yapılır. Logo tasarımı, ilan tasarımı ve afiş tasarımı bu hizmetler arasında yer alır. Dijital ortamlarda grafik tasarımcıların çalışabileceği birçok alan bulunur. Özellikle internet sitelerinde kesinlikle grafik tasarımcılara ihtiyaç vardır. Özellikle sosyal medyanın gelişmesi ve büyük kitlelere hitap etmesi nedeni ile büyük firmalar sosyal medya hesaplarında özel tasarım gönderiler yayınlamak için grafik tasarımcıları istihdam ederler. Bunun yanı sıra internet sitesi tasarımları ve marka logo tasarımlarında da yer alan grafikerler, site içi görselleri oluşturabilir. Kopyalama ve baskı merkezlerinde de grafik tasarımcılar istihdam edilebilir. Basılı el ilanları, ürün katalogları, ürün bültenleri, tanıtım bültenleri, afişler ve reklam görselleri gibi birçok materyal grafik tasarımcılar tarafından hazırlanır. Dijital baskı ve dijital tabloların yapılmasında da grafik tasarımcıları kullanılabilir.
Dijital pazarlama terimi, uzun akademik açıklamalara ihtiyaç duymayacak kadar açık ve net bir tanımdır: Dijital kanalları kullanan verimli bir pazarlama yöntemi. Bu kanalların önde gelenleri ise; internet, sosyal medya ve mobil platformlardır. Pazarlamanın temel prensipleri halen uygulanıyor ve geçerliliğini koruyor. Ancak bir yandan da, geleneksel pazarlamanın üretim ve hizmeti baz alan anlayışını geride bırakan yeni bir anlayış yaratılıyor, müşteri deneyimini artırmak ve interaktif markalar inşa etmek için çalışılıyor. Günümüzde dijital pazarlama, tüketici davranışına benzersiz yaklaşımı ile yalnızca yeni bir pazarlama trendi olmanın çok ötesinde. Yapılan son araştırmalara göre Türkiye’nin toplam nüfusunun %50’si aktif olarak internet kullanıcısı ve güncel satış teknikleri değişkenlik gösteriyor. E-ticaret ve mobil pazarlama güncel olarak tüketiciler tarafından kullanılmakta. Sosyal Medya’da bilinirliğini artıran marka sahibi ise, internet ve alternatif seçenekleri kullanarak ürünlerinin satışını gerçekleştirebiliyor. Dijital pazarlama, geleneksel pazarlama yöntemlerini temel alarak geliştiriyor; güncel ve interaktif dünyaya uyumlu hale getiriyor. Artık dijital pazarlama için bütçe ayırmayan büyük ve orta düzeydeki firmaların, satış konusunda rekabette pazardaki rakiplerinden geriye düşecekleri yönünde bir öngörü var. Dijital pazarlama ile birden fazla dijital kanalda kendinizi gösterip, markanızı tanıtarak satış potansiyelinizi artırabilir, müşteriyle olan bağlarınızı sistematik bir şekilde geliştirebilirsiniz. Dijital Pazarlama Ne Değildir? Dijital pazarlama kavramını tam olarak anlayabilmek için, dijital pazarlamaya nelerin dahil olmadığını bilmek faydalı olacaktır. Yazılı basın, radyo, televizyon ve billboardlar gibi geleneksel pazarlama kanalları, dijital pazarlamanın bir parçası değildir. Bu araçlar uzun bir dönem boyunca etkili ve başarılı olmuş, ancak dijital iletişim çağında verimliliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. Geleneksel pazarlama kanallarının en önemli iki sıkıntısı, gerçek zamanlı geri dönüş imkanına sahip olmamaları ve yalnızca tek taraflı iletişime olanak vermeleridir. Pazarlama, daima çift yönlü bir iletişim niteliğindedir. Ne yazık ki geleneksel pazarlama kanalları, müşteri ve markalar arasında bu çift taraflı diyaloğa imkan vermez. İnternet ve sosyal medyanın anında geri dönüş sağlayan “gerçek zamanlı” dinamik yapısı, geleneksel pazarlama kanallarını geri plana iten en önemli nedenlerden biridir. Geleneksel pazarlama tamamen izlenimler üzerine odaklanırken, dijital pazarlama kullanıcılara deneyim olanağı yaratmayı hedefler. Dijital Pazarlama Kanalları Geniş kapsamda ele alınırsa, internet, dijital pazarlamanın kalbi konumunda. Marka ve reklamverenlere, kampanyalarını müşterilerine ulaştırabilecekleri web siteleri ve email gibi uygulamalar sunarak seçenekleri genişletiyor. Akıllı telefonlar ve tabletlerin sık kullanılmaya başlaması ile birlikte mobil platformlar, dijital pazarlama kanalları arasında hızlı bir biçimde kabul gördü ve ilerleyen zamanlarda yerini daha da sağlamlaştıracak gibi görünüyor. Son olarak, sosyal medya olarak adlandırılan sosyal ağ ve platformların dijital pazarlama üzerindeki etkisinden bahsetmemek olmaz. Amiral gemisi Facebook, Twitter ve Linkedin olan sosyal ağlar, gün geçtikçe aktif kullanıcı sayılarını artırıyor ve insanlarla birebir etkileşim kurmak isteyen markaların öncelikli tercihlerinde yer alıyor.
İnternet ortamından yapabileceğiniz her işlemde kullanılabilecek bir pazarlama sistemidir aslında dijital pazarlama. Örnek vermek gerekirse E-mail Sosyal Medya E-Ticaret Siteleri Blog Siteleri Video Görüntüleme Siteleri Arama Motorları Online Mobil Oyunlar Online Blgisyara Oyunları Kurumsal Web Siteleri E-Kitap Siteleri Listeyi çok daha fazla uzatabiliriz, ancak, anlayacağınız gibi internet erişiminin olduğu her yerde, Hatta şuan okuduğunuz blog sayfamda dahi, dijital pazarlama uygulanabilir.
Bu sorunun birden fazla cevabı bulunsa da ben en önemli 3 tanesini sizlere açıklamak istemekteyim. Radyo, Televizyon, Billboard, Gazete vb... eski pazarlama araçlarında ( ROI ), yatırımınızın geri dönüşüm oranı, verisini takip etmeniz oldukça zor ve hatta neredeyse imkansızdır. Peki bu veri takibi bizlere ne kazandırıyor ? Elbette ki hatalarımızı görmemizi ve paramızı daha uygun noktalara harcamamızı sağlıyor. Anlayacağınız Dijital Pazarlama Yöntemleri içerisinde paranızı nereye harcadınız ? Ne kadar dönüş aldınız ? Hedeflerinizi neden tutturamadınız ? gibi soruların hepsinin cevabını bulabilir ve paranızı çok daha verimli reklam kampanyaları için harcayabilirsiniz. Bir ikinicis ise, Fiyat / Performans. Artık günümüzde Televizyon, Gazete reklamlarının veriminin düşüşü fazlasıyla aşikar, bunun nedeni ise Gazete alan kişi sayısındaki azalma, Televizyon izleyen insan sayısındaki ani düşüş diyebiliriz. Dijital Pazarlama süreçleri içerisinde hem çok fazla platform içerisinde reklamlarınızı dapıtabilir hem de geniş kitlelere adınızı duyurabilirsiniz. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, Segmentasyon ve davranış. Televizyon, Gazete, Billboard vb... eski model pazarlama kampanyalarında insanların davranışlarını ve personalarını ölçemezken dijital pazarlama süreçlerinde insanların davranışlarını ölçerek sizlere en uygun müşteri kitlesini ve bu müşteri kitlesinin karakteristik, ekonomik, yaş, cinsiyet vb...gibi bir çok özelliğine sahip olabilir ve doğru hedeflemeler ile çok daha net bir kitleye ulaşabilirsiniz.
Geleneksel pazarlama kampanyalarına oranla dijital pazarlama süreçleri oldukça düşük maliyetlidir. Zaman anlamında ise daha çok vakit harcamanız gereken bir süreçtir. Fiziksel bir ofise sahip olmadan bile dijital pazarlamayı dünya'nın istediğiniz heryerinden gerçekleştirebilir olmanız da sizleri büyük maliyetlerden kurtarmaktadır. Aynı zamanda dijital pazarlma sadece reklam kampanyalarından oluşmaz, aynı zamanda organik faaliyetler ile de kampanyalarınızı yürütebilirsiniz ( Sosyal medya hashtag, bireysel e-mail, SEO ... ) .
Dijital pazarlama'nın onlarca türü bulunmaktadır. Ancak sizlerle aşağıda 5 farklı türü paylaşacağım. Bu dijital pazarlama türleri hemen hemen her platformda uygulayabileceğiniz ve yüksek geridönüşler alabileceğiniz kampanya sistemleridir. İçerik Pazarlaması İçerik pazarlaması satış odağından kaçınarak müşteri odağına verilen addır. Sonuçları kısa sürede görülmese de uzun vadede müşteriye ulaşmada ve müşterilerin dönüşümünde / ikna sürecinde sizlere fazlasıyla yardımcı olacak aynı zamanda bilinirlik açısından hatrı sayılır seviyelere ulaşmanızı sağlayacak uzun vadeli dijital pazarlama sistemidir. Arama Motoru Optimizasyonu ( SEO ) ; Arama motorlarında günde milyarlarca veri giriliyor ve trilyonlarca arama gerçekleştiriliyor. Bu noktada arama motorları en büyük dönüşümü sağlayabilecek dijital pazarlama unsurlarından birisidir. Arama motoru reklamlarının yanı sıra herhangi bir bütçe istemediği için fiyat / performans yönünden daha verimli olan SEO, site içi ve dışında belirli anahtar kelimeler ile Google,Yandex gibi arama motorlarında kalıcı bir üstünlük yaratmanızı sağlayacaktır. SEO'dan önümüzdeki yazılarımızda bahsedeceğim ancak şunu söylemek gerekir ki, SEO sadece pazarlama ve içerik temelinde değil teknik bir temel de gerektiren dijital pazarlama uygulama türüdür. SEO da İçerik Pazarlaması gibi uzun süreli bir geri dönüş almanızı ve kalıcılığınızı sağlar. Sosyal Medya Pazarlaması Günümüzde Milyarlarca aktif kullanıcıya ulaşan sosyal medya ağları, belki de en iyi segmentasyonun yapıldığı mecra denebilir. Bu mecralarda hem ücretli hem de ücretsiz bir şekilde gerçekleştireceğiniz kampanyalarda büyük bir kitleye ulaşmanız kaçınılmazdır. Doğru hedeflemeler veya doğru organik bağlar kurulmadığı taktirde geri dönüşüm oranı daha az olan Sosyal Medya Pazarlaması, eğer iyi çalışılır ve doğru bir hedef kitle veya organik bağ kurulursa sizler için paha biçilemez bir pazarlama mecrası olacaktır. Viral Pazarlama Viral, internet ortamında herhangi bir şeyin popülerleşmesi ve belirli segmentteki herkesin onu konuşması demektir özellikle video üzerinde yapılan çalışmaların viral olma olasılığı fazlasıyla yüksektir. Viral'in mantığı insanlar, izlediği videoyu veya okuduğu yazıyı kendi istekleri ile çevrelerince paylaşmaları ve etrafındakilere de bu içeriği göstermek istemeleridir. Gerçekleştirmesi en zor, ancak en büyük etkiyi yaratacak pazarlama tekniğidir. Kampanyanız belirli bir seviyeye geldikten sonra bu pazarlama methodu için kafa yormalı ve mesainizi bu pazarlama sistemini nasıl ortaya çıkarabileceğinizi düşünmek ile geçirmelisiniz. E-Mail Pazarlama E-mail pazarlaması bilinen en eski dijital pazarlama yöntemidir. Bu yöntemi kullanabilmek için bile günümüzde insanlar dijital pazarlamanın diğer türlerine başvurmuşlardır ( E-mail üyeliğine kayıt alabilmek için sosyal medya veya arama motorları reklamları son zamanlarda yaygınlaşmıştır. ). Diğer türlere göre daha az efor ve çok daha az maliyet ile yapabileceğiniz bir pazarlama türü olan e-mail pazarlaması doğru segment ile eşleştiğinde ortaya harika geri dönüşler çıkabiliyor. ( ilerleyen yazılarımda e-mail pazarlamasının detaylarına fazlaca değineceğim. ) Gördüğünüz gibi Dijital Pazarlama son yılların en çok geri dönüşüm alınan ve uygulanması daha keyifli olan pazarlama yönetimi olarak hayatımızın içine girdi, ve bir hayli hızla da büyümekte. Bizlere düşen görev ise dijital dönüşümümüzü tamamlamaya başlamak ve hayatımızda bulunan her noktaya dijitali dahil etmek.

Diğer Sorular

E-ticaret, bir elektronik ağ üzerinden ürün ya da hizmetlerin alım satımının yapılmasıdır, “elektronik ticaret”in kısaltılmış halidir. Elektronik ortamda yürütülen her türlü ticari işlem e-ticarettir ve bu ticari işlemler, işletmeden işletmeye, işletmeden tüketiciye, tüketiciden tüketiciye şeklinde gerçekleşebilir. E-Ticaret, internet ortamında tüketiciye ürün ya da hizmetin tanıtımı, bilgilendirilmesi yapılarak satışa sunulur. Hemen hemen her ürün veya hizmet e-ticaret yoluyla satılabilir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için çok uygun bir ticaret şeklidir.
İş Dünyası (B2B) B2B işletme modeli, işletmeden işletmeye yapılan ticaret modelidir. Ürün öncelikle ara bir satıcıya satılır, sonra bu satıcı ürünü nihai müşteriye satar. Örneğin, ofis malzemeleri satan bir firmanın, başka bir toptancıya ürün satması ve bu ürünleri satın alan toptancının perakende olarak bu ürünleri satışa sunması B2B iş modeli işletmelere örnektir. Alibaba.com, B2B iş modelini benimsemiş uluslararası bir satış platformudur. İş Dünyasından- Tüketene (B2C) B2C modeli, işletmeden tüketiciye satış yapılan bir e-ticaret modelidir. B2C işletme modelini benimseyen e-Ticaret web sitesi, ürününü doğrudan müşteriye satar. Bir müşteri, web sitesinde gösterilen ürünleri görüntüler, ürünle ilgili detay bilgileri okur, kullanıcı yorumlarını değerlendirir ve sipariş verebilir. Hepsiburada.com gibi e-ticaret siteleri B2C e-ticaret modeline örnektir. Tüketici- Tüketici (C2C) C2C işletme modelini uygulayan web sitesi, tüketiciden tüketiciye işlem yapılan iş modelidir. Tüketicilerin konut, otomobil, motosiklet gibi mal varlıklarını satmasına aracılık yapar. Sahibinden.com, Letgo gibi e-ticaret siteleri C2C için güzel örneklerdir. Web sitesi müşterilerin satışlarından işlem ücreti ya da komisyon alabilir veya almayabilir. Yani tüketiciler bu iş modelinde kendi aralarında ticaret yaparlar. E-ticaret iş modellerinde sanal pos kullanımı oldukça yaygındır ve bunun için işletme sahipleri hem güvenilir hem de gizlilik politikasını misyonu haline getirmiş alanında uzman online çözüm ortakları ile çalışmalıdır. Bu alanda uzman kuruluş olan Hepsipay, web sitelerine sadece Sanal POS hizmeti vermekle kalmıyor. Aynı zamanda web sitesi olmayan ancak e-ticaret yapan satıcılara ‘Kolay Ödeme’ ile hızlı ve güvenli bir ödeme sistem sunuyor. Hepsipay Kolay Ödeme ile SMS, e-posta veya WhatsApp aracılığıyla müşteriler kredi kartı veya banka kartı ile ödeme yapıyor, satıcılar mail order, havale/EFT gibi geleneksel süreçler yerine hızlı ve güvenli bir ödeme yöntemi sunuyor.
E-ticaret, özellikle dijital dünyada ticarete başlamak için mükemmel bir alan. E-ticarete yeni başlayanlara kolaylık sağlayacak birçok sistem ve öneri bulunuyor. İhtiyacınız olan tek şey, güçlü bir iş ahlakı ve asla kaybetmemeniz gereken başarma arzunuz. Bir girişim modeli seçilirken, kullanıcıların eğilimlerini incelemek, pazar araştırması yapmak, hedef kitlenin ihtiyaçlarını belirlemek gün geçtikçe büyüyen e-Ticaret piyasasına girmek için bilinmesi gereken önemli metriklerdir. E-Ticaret üzerine yapılan birçok araştırma sonuçlarına göre, yeni bir şirket kurmak isteyen ya da mevcut işini büyütmek isteyen girişimciler işlerini online sisteme taşıyarak hedeflerine ulaşmaktalar. Bu anlamda pek çok sektörü bünyesinde barındırabilen e-Ticaret neredeyse her işletme modeli için uygun olmakla beraber aynı zamanda çok daha düşük reklam bütçeleri ile markalarını daha büyük hedeflere ve çok daha fazla müşteriye ulaştırma imkânı buluyor.
İnternet sayesinde alışveriş sistemi ve imkânları değişti. Bu durum iş kurmak isteyen birçok kişi için de ilham kaynağı oldu. Bundan 15 yıl önce iş kurmak çok riskli ve iddialı bir süreç iken artık çok daha az maliyet ve risk karşılığında çoğu kişi kendi işinin sahibi olabiliyor. Artık karmaşık olmayan bir ticaret sistemi ile kendi işinizi kurmamanız için hiçbir sebebiniz kalmadı. E-ticarete başlamak için altın değerinde 5 önemli nedeniniz var. Sınırlar ötesinde kişiye ulaşarak satış yapabilir, yeni müşterilere erişebilirsiniz. Fiziksel mağazada ulaşabileceğiniz kişi sayısı sınırlıyken, e-ticaret sitesinde sınırsız kişiye ulaşabilirsiniz. Bu aynı zamanda farklı şehirlerde ve ülkelerde ürünlerin sergilenebileceği bir vitrine sahip olmanız demektir. Yapılan araştırmalara göre Dünya çapında e-Ticaret’in %13-%25 arasında artması bekleniyor, bu da gün geçtikçe daha fazla kişiye ulaşabilirsiniz demektir. Tatildeyken dahi para kazanırsınız. 7/24 alışveriş yapılabilmesi fiziksel sınırları ortadan kaldırarak çok daha fazla satış yapmanıza imkan sağlar. Zamandan bağımsız olarak ürün satma şansına sahip olursunuz. Fiziksel mağazaların belirli saatler arası çalışma kısıtları vardır, ulaşım kısıtları vardır. Ancak e-Ticaret sitesi ile dünyadan herkese açık 7/24 satış olanağı sunan bir online mağazaya sahip olursunuz. Sınırsız çeşitte ürün sunarsınız. Fiziksel mağazalarda sunabileceğiniz ürün sayısı kısıtlıdır. Tüm ürünleri sergileyemezsiniz veya bu çok yüksek maliyetlere sebep olabilir. e-Ticaret ile sınırsız ürün sergileyebilir, üstelik bunun için ekstra maliyet yaratmazsınız. Sadece güven sağlayarak satışlarınızı katlarsınız. Web nüfusunun çok yüksek bir oranı online satın alım yapıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu oran gün geçtikçe artmakta. E-Ticaret işletme sahipleri olarak anahtar kelimeniz güven olmalıdır. Çünkü, e-Ticaret işini yürütmenin en önemli unsuru güvendir. Kullanıcı dostu olan bir sitenin geliştirilmesi, tüketiciye kolaylık sağlamakla kalmayıp aynı zamanda satın alım sırasında sistemin kolaylığı da müşteriye yardımcı olur ve müşteri sadakatini artırır. Aynı zamanda tüketicilerin alışverişlerini gerçekleştirmeleri, gizlilik ilkesine sadık kalınacağını bilmeleri de çok önemlidir. Kişisel bilgilerini ürün ya da hizmet alımı sırasında sizinle paylaşan tüketiciler, bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmayacağından emin olmak ister. Bu da müşteri sadakatini arttırarak, satışlarınızı arttırır. Daha önce sitenizi ya da ürününüzü ziyaret eden, inceleyen kullanıcılara tekrar ulaşabilirsiniz. Üyelik sistemi ile giriş yapılan e-ticaret sitelerinde müşterinizin hangi ürünü incelediğini bulabilir, daha önce baktığı ürünle ilgili kampanyaları e-posta aracılığı ile iletebilir ya da alışveriş sepetine dahil ettiği ancak unuttuğu ürünü hatırlatabilir, hatta indirim veya promosyon sunarak satışlarınızı kolaylaştırabilirsiniz. Yani e-ticarette müşteri ile bire bir iletişime geçerek, ürünü çok daha kolay pazarlarsınız.
Hosting: Kendinize ait bir web sitesi kurmak istiyorsanız önce bir domain (alan adı) almalısınız daha sonra hazırlanmış olan yada hazırlanacak olan web sitenizin dosyalarının (html, php, asp, fotoğraf dosyaları vs…) çalışacaği bir alan ( disk alanı ) olması gerekir ki hazırlanan web sitesini hosting alanına yüklemelisiniz. Böylece sitenizi ziyaret etmek isteyen kullanıcılar browserların da (internet tarayıcılarında örn.:internet explorer, firefox, netscape, google chrome gibi) sizin domain adresinizi yazdıklarında internet sitenizi görüntüleyebilirler. Hosting hizmeti veren sistem aslında çok hızlı bir internete bağlı olan iyi bir bilgisayardan farklı birşey değildir. Aynı anda belki yüzlerce web sitesini yayınlayabilmesini en önemlisi kesintisiz çalışacağını düşünürsek elbette donanımı ona gore seçilmiştir ve daha da önemlisi çok hızlı bir bağlantı hızı ve yüksek bant genişliğine sahiptir. Kısaca web sitenize ait dosyaları saklayan ve internet kullanıcılarının erişimine sunan bu bilgisayarlara web sunucusu (web server), bu veri saklama ve yayınlama işlemine de web hosting denir. Bir web hosting alan kiralanması ile başka hizmetleride aynı zamanda genellikle almış olursunuz. Mesela en önemlisi E-mail hesap oluşturup yönetebilme ve e-mail alabilme ve gönderebilme imkanı. Hosting alanınız olmadan alan adınıza ait e-maillerinizi yönetemezsiniz e-mail alıp gönderemezsiniz. Yani e-mail hesabınızı oluşturup yönetebilmeniz için mutlaka bir hosting alanı edinmeniz gerekir. Bazı servis sağlayıcıları daha gelişmiş profesyonel taleplere yönelik çözümler için sizin adınıza sunucu barındırma (co-location) yada sanal sunucu (vds ya da virtual server) hizmetleri de sunmaktadır. Tarafımızda sağlamış olduğumuz hosting hizmetleri ikiye ayrılmaktadır, Linux Hosting ve Windows Hosting olarak isimlendirilmektedir. Yazılımınıza bağlı olarak Linux yada Windows hosting seçimi yaparak bir hosting hizmetine sahip olabilirsiniz. Domain ( Alan Adı ) Nedir? Domain web sitesinin tanımlandığı ve tarayıcı üzerinden erişim sağlandığı isimdir. Alan Adları kesinlikle süresiz olarak satın alınamaz. Yalnızca berlirli süreler arasında kendi üzerinize kiralayabilirsiniz. Yenileme işlemleri ile bu sahiplik sürenizi uzatabilirsiniz. Domainler sonlarında ki ” .com, .net, .org “ gibi uzantılara göre sınıflandırılır ; .com -> Ticari amaç için kurulan siteler için kullanılır, en çok tercih edilen domain uzantısıdır. .net -> Network kısaltmasıdır, en çok bilgilendirme ve internet hakkında ki ticari amaclı siteler içindir. .org -> Ticari amaç gütmeyen siteler için tercih edilmektedir. Her ülkeye göre domain adları vardır. Türkiye de ” .com.tr, org.tr “ vb. yani ” .tr “ uzantılı alan adları ODTU idaresindedir. Domain internette yer almanın kimliği ve bu kimliğin “Alan Adı” dır. İnternette yer almak için baş vurduğunuzda size bir İnternet protokol numarası verilir. Buna IP Adres (İnternet Protokol adres) denilmektedir. İnternetteki her bilgisayarın bir IP adresi vardır. Bilgisayarlar arası bağlantı IP adresi üzerinden yapılır. IP adresi 3 tane nokta ile birbirinden ayrılmış numaralardan oluşmaktadır. Domain (Alan Adı) ise bu numaranın sadece bir görüntüsüdür. Yani siz browserinizin adres çubuğuna IP numaralarını yazmak yerine IP numaralarının kodlandığı domainleri yazarak istediğiniz siteye ulaşırsınız. Kısaca özetlemek gerekirse domain IP adreslerinin harfler şeklinde kodlanmasıdır. Alan adınızın uygun, kolay ve hatırlanabilir olması önemlidir.

Merak Ettiklerinizi Cevaplarıyoruz

//www.demircitasarim.com/wp-content/uploads/2020/06/demircitasarim_site-altlogo.png